Sanat Konuşması: Zeynep Demirhan & Çağla Demirbaş14.02.2025 Bilsart, Zeynep Demirhan’ın “Anlık Telaşın Anatomisi” isimli sergisine 14 Şubat – 8 Mart 2025 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Martin Heidegger’in ‘dwelling’ kavramından yola çıkarak, yerleşmek, insanın dünyadaki varoluş biçimidir; bu yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir eylemdir. Güvenli alan olarak tanımladığımız ev, bedenin bir yansımasıdır ve yaşantılarımızı anlamlandırmak için bir sığınaktır. Evin bir uzantısı olan kent ise, aidiyet arayışındaki bireyin zihninde sürekli yeniden kurulan bir oluşumdur. Freud yuva olarak tanımladığı Heimlich kelimesi ile olumsuzluk eki un- birleştirerek Unheimlich kavramını türetmiş ve tekinsizlik durumunu tanımlamıştır. Tanıdık olanın tekinsiz bir hale dönüştüğü, bastırılanın ortaya çıktığı bu durumda, bilinçdışı gün yüzüne çıkar. Lacan’a göre bilinçdışı bireyin gizli kalmış arzularını yansıtsa da, bu alan aynı zamanda Öteki ile kaçınılmaz bir şekilde ilişkilidir. Mahrem olan, bireyin en içsel mekanıdır, ancak bilinçdışındaki yabancılık ve Öteki’nin etkisi, bu mahremiyeti sürekli yeniden şekillendirerek tekinsiz bir hale getirebilir. Kendini var etme çabasıyla yüzleşen birey kültürel, sosyal ve duygusal bir yabancılaşma yaşar, iç ile dış arasındaki sınırları silikleşir. Kentin sokaklarında dolaşırken, evin bastırılan öteki yüzü ile karşılaşır.Böyle bir coğrafyada yaşamak, sakinleri için hem anlam arayışının hem de bu anlamın sürekli yıkıma uğradığı bir alan yaratır. Kapitalist dinamikler, kent mekanlarının metalaştırılması, güvende hissedememe ve değersizlik, bireyin bu arayışlarını sekteye uğratır. Modern dünyanın yarattığı ekonomik ve toplumsal sıkışmışlık içerisinde beden sıkışıp kalır ve kendine bir nefes alanı yaratmakta zorlanır. Kök salamayan beden, bu sıkışmış halin içinde telaşlı zamanlar ile ilerlemeye çalışır. Belirsizliğin ve bilinmezliğin içinde hareket ederken kendine geçici yuvalar ve kaçış alanları arar. Tanıdık bir yer arayışı a...