Khet, yazıdan önceye ait bir sesin bugünde aldığı biçimi düşünmek için ortaya çıkar. Telaffuz edildiği anda eksilen, kayda geçtiğinde geriye yalnızca tortusunu bırakan bu ses, Burcu Urgut’un pratiğinde bir imgeye değil bir eşiğe dönüşür. Sanatçı resmi temsil edilen bir sahne olarak değil; varlık ile yokluk, hareket ile durma, ses ile iz arasındaki gerilimin yüzeyi olarak kurar.