Bu dünyada sanatçı, bireysellik oyununa kendini kaptırmış kolektif bir temsilin ürünüydü. Her zamanki gibi uyandığında, güçlenmiş olarak çıkacağına ikna olmuş şekilde sanatın ideolojik alanına onun mekânını ele geçirmek için girecekti. Hareketleri, bu mekânın sanal doğası tarafından musallat olunan bir hayaletinkiler gibiydi. Alan onun hayalete benzer doğasına boyun eğmedi; ancak kendisi...